Bloglar Kitle Fonlama Tarihi Serisi – 5: Ödülün İcadı: Ale...
Kitle Fonlama Tarihi Serisi – 5: Ödülün İcadı: Alexander Pope ve İlyada Abonelik Modeli (1713)

Kitle Fonlama Tarihi Serisi – 5: Ödülün İcadı: Alexander Pope ve İlyada Abonelik Modeli (1713)

1 dakika okuma

Özgür Eralp‘in Trinkfon Kitle Fonlama Platformu AŞ için hazırladığı bu makalede ilk Ödüle Dayalı Kitle Fonlama (Reward-based Crowdfunding) olarak kabul edilebilecek ve bugünün Kickstarter ve Indiegogo gibi platformlarının ödül (perk) mekanizmasının temelinin; Alexander Pope tarafından çevirisi yapılan Antik Yunan destanı İlyada ile atıldığını görüyoruz.

Kitle fonlama tarihi serimizin bu beşinci makalesinde, modern kitle fonlamanın en popüler kollarından biri olan Ödüle Dayalı Kitle Fonlamanın (Reward-based Crowdfunding) kökenine, 18. yüzyıl İngiltere’sine gidiyoruz. Bu modelin mucidi, Aydınlanma döneminin önde gelen şairi ve hicivcisi Alexander Pope‘tur (1688–1744).

Önceki makalelerimizde bağışa (Göbeklitepe, İbadet Yerleri) ve öz sermayeye/borca (Tüccar Ortaklıkları, İrlanda Kredi Fonu) dayalı modelleri incelemiştik. Pope’un geliştirdiği model ise, finansal getiri yerine özel bir ürün veya tanınma vaadi sunarak, yaratıcı projelerin finansmanında çığır açmıştır.

I. Yaratıcılığın Finansman Sorunu: Himayeden Bağımsızlığı

18.yüzyılın başlarında, sanatçılar ve yazarlar genellikle soyluların veya zenginlerin himayesi (patronaj) altındaydı. Bu sistem, sanatçıya finansal güvence sağlasa da, sanatçının sanatsal bağımsızlığını kısıtlayabiliyordu.

Genç ve hırslı bir şair olan Alexander Pope, Homeros’un epik şiiri “İlyada”yı (MÖ 7. veya 8. yüzyıl) İngilizceye çevirme gibi devasa, prestijli ve altı yıldan fazla sürecek bir kültürel projeyi gerçekleştirmek istiyordu. Ancak bu çalışmayı kendi imkânlarıyla yayımlamak için gerekli sermayeden yoksundu.

Pope, geleneksel himaye sistemine bağımlı kalmak yerine, sorunu çözmek için dahiyane ve dönüştürücü bir yaklaşımla, halkı doğrudan projenin ortağı yapmayı seçti.

II. İlyada Kampanyası: Dünyanın İlk Ödüle Dayalı Modeli

Alexander Pope, çeviri projesini finanse etmek için bir abonelik sistemi geliştirdi ve bunu modern kitle fonlamanın temel direklerini inşa eden bir kampanyaya dönüştürdü:

1. Fonlama Hedefi ve Taahhüt Miktarı

Pope, çevresindeki varlıklı bireylere, aydınlara ve potansiyel okuyuculara doğrudan ulaşarak, çalışmalarını desteklemeleri için iki altın gine (o dönemde önemli bir miktar) taahhüt etmelerini istedi. Bu, projenin bitişini beklemeden, önceden ödeme yapılması anlamına geliyordu.

2. Teslimat Planı ve Süreç Yönetimi

İlyada dev bir eser olduğu için, Pope tek seferde fon toplamak yerine, çalışmasını altı yıldan fazla sürecek şekilde ciltler halinde yayımlama sözü verdi. Bu plan, fonun projeye zaman içinde istikrarlı bir şekilde akmasını sağladı ve abonelerin taahhütlerinin karşılığını düzenli aralıklarla alacağını göstererek güven sağladı. Bu model, bugünkü kitle fonlamada proje süresini ve teslimat takvimini netleştirmenin önemini yüzyıllar önce kanıtlamıştır.

3. Vaat Edilen Ödül: Prestij ve Tanınma

Pope, destekçilere finansal bir getiri (kâr) vaat etmedi. Bunun yerine, abonelerin alacağı en önemli ödül, kitabın ilk ve özel baskılarında isimlerinin yayımlanmasıydı.

Değerli Ödül: 18. yüzyılda, bir şairin prestijli eserine isminizi yazdırabilmek, entelektüel çevrelerde ve toplumda büyük bir prestij ve tanınma anlamına geliyordu. Bu, Pope’un kampanyasını, günümüzdeki özel baskı, sanatçının imzası veya isim tescili gibi popüler ödül türlerinin öncüsü yapmıştır.

Pope’un bu girişimi, sadece projeyi başarıyla finanse etmekle kalmadı, aynı zamanda sanatçıya patronajdan bağımsız bir finansal özgürlük sağlayarak, bir sanat eserinin doğrudan kendi hayran kitlesi tarafından desteklenebileceğini gösterdi.

III. Pope’un Modelinin Mirası ve Kitle Fonlaması için Önemi

Alexander Pope, İlyada çevirisiyle muhtemelen dünyadaki ilk ödüle dayalı kitle fonlaması kampanyasını icat etmiş oldu. Bu model, kitle fonlamanın sanatsal ve yaratıcı projeler için birincil finansman aracı haline gelmesinde kilit rol oynadı:

  • Doğrudan Kitle İlişkisi: Sanatçı ile izleyici arasındaki aracıyı (patron veya yayıncı) ortadan kaldırma fikrini yerleştirdi.
  • Ön Satış/Pazar Testi: Kampanya, yayıncının risk alması gerekmeden, eserin bir pazar talebi olduğunu kanıtladı.
  • Modern Ödül Sistemi: Bağış karşılığında, destekçilere finansal olmayan, manevi veya özel bir ürün sunma mekanizmasını (perk sistemi) hayata geçirdi.

Pope’un bu girişimi, 300 yılı aşkın bir süre sonra bile, Kickstarter gibi platformlarda bir video oyununa, filme veya teknolojik ürüne destek olduğumuzda kullandığımız “vaat karşılığı destek” prensibinin temelini oluşturmaktadır.

Özgür Eralp